Şefaat ve Vesile

Fakültemiz tarafından düzenlenen ‘Düşünceler ve Kavramlar’ seminerler dizisinin altıncısı gerçekleştirildi. Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. Halit ÇALIŞ’ın sunumunu yaptığı ve üniversite personelinin katılımıyla gerçekleştirilen seminerde bu hafta ‘Şefaat ve Vesile’ kavramları irdelendi.

‘Suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için birine aracılık etme’

Prof. Dr. Halit ÇALIŞ, ilk olarak şefaatin sözlük anlamına değindi ve “Şefaat, suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için birine aracılık etme manasına gelir.” dedi. Prof. Dr. ÇALIŞ, şefaatin terim olarak ise ‘ahirette peygamberlerin ve kendilerine izin verilen kimselerin müminlerin bağışlanması için Allah katında niyazda bulunmaları’ demek olduğunu ifade etti.

Kuran’da şefaatin iyiliğe ve imana ya da kötülüğe, küfre, şirke aracılık anlamlarında kullanıldığına dikkat çeken Prof. Dr. ÇALIŞ, Kuran’da inkarcılar için geçen “Hiçbir şefaatçinin şefaati onlara fayda vermez” şeklindeki ayetler gereğince şefaatin yalnızca inananlar için söz konusu olduğu belirtti.

Sünnette ise dünyevi ve uhrevi olmak üzere iki tür şefaat bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. ÇALIŞ, “Dünyevi şefaat, dünyada bir müslümanın meşru işine yardımcı olmak, ölünün bağışlanması için ona dua etmek demek iken uhrevi şefaat peygamberler, melekler ve salihlerin müminlere şefaat etmesidir.” diye konuştu.

Prof. Dr. ÇALIŞ, insanların dua ederken “Peygamber hakkı için, velilerin, salihlerin hürmetine” gibi diriden ya da ölüden şefaat dilemelerinin ise, belli ölçülere dikkat edilmemesi halinde iman bakımından sıkıntılı sonuçlara sebep olabileceğini ve Hz. Peygamber ile ashabın hayatında böyle bir uygulamanın bulunmadığını dile getirdi. Prof. Dr. ÇALIŞ, fakat bu tarz uygulamaların şirk olarak nitelendirilmesinin de isabetli olmayacağını belirtti.

“O’na (Allah’a) vesile arayın”

Konuşmasında vesile kavramına da değinen Prof. Dr. ÇALIŞ, “Vesile, sözlükte bir aracı vasıtasıyla maddî veya mânevî derecesi yüksek birine yaklaşmayı arzu etmek, iyi amellerle Allah’a yaklaşmayı ummak, demektir. Terim olarak vesile ise, üstün konumdaki birine yaklaşmaya aracı olacağı umulan şey veya kimsedir. Aynı zamanda sâlih amelleri veya bazı kişileri vesile edinerek Allah’a yakın olmaya çalışmak anlamlarına gelir.” dedi.

Kuran’da kavramın “O’na (Allah’a) yol/vesile arayın” şeklinde geçtiğini belirten Prof. Dr. ÇALIŞ, “Allah’a yakın olmak amacıyla vesile aramanın mahiyeti ilim ve ibadetle O’nun yoluna girme, İslâmî erdemleri kuşanma demektir.” açıklamasında bulundu.

Vesilenin çeşitlerine de değinen Prof. Dr. ÇALIŞ, Allah’ın zâtı, isimleri ve sıfatlarının vesile kılınabileceği gibi Hz. Peygamber’in ve sâlih müminlerin duasını istemenin yanı sıra kişinin kendi salih amellerinin de vesile olabileceğini söyledi. Prof. Dr. ÇALIŞ, “Filân velînin veya sâlih kulun hakkı için senden şunu niyaz ederim” şeklinde yemin içeren şahıs ile tevessül mahiyetindeki duanın ise caiz olmadığını, zira yeminin sadece Allah adına yapılabileceğini söyledi.

Prof. Dr. ÇALIŞ seminerini “Kişiyi, sahih itikad, salih amel ve ahlak-ı hamide kurtarır. Salih olduğu düşünülen kişilerin hayatından ibret alınır, hayatta iseler duaları talep edilir.” sözleriyle tamamladı.

Seminer, katılımcıların sorularının cevaplanması ve konuyla ilgili karşılıklı fikir alışverişinin ardından sona erdi.